Otizm
Nedir?
Otizm, ilk olarak 1943'de Amerikalı bir çocuk psikiyatristi
olan Leo Kanner tarafından tanımlanmıştır. Leo Kanner "otizm"
ismini, yunanca "kendi" anlamına gelen "autos"
kelimesinden esinlenerek kullanılmıştır. Kanners'in bu ismi
kullanma nedeni, otistik çocukların kendi içlerine kapanık görünmesi,
diğer insanlara ilgi göstermemeleri ve onlarla ilişki kurmamalarından
kaynaklanır.
Otizm'in
uzun yıllar psikolojik etkenlere bağlı olarak ortaya çıktığı
sanılmıştır. Bu nedenle anne-baba tutumları acımasızca eleştirilmiştir.
Ve nihayetinde 1966 yılında B. Rimland çalışması ile otizmin
nörobiyolojik doğasına dikkat çekilmiştir.
Otizmin,
yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden
nöropsikiatrik gelişimsel bir sendrom olduğu düşünülmektedir.
Otizm
Tanı Kriterleri Nelerdir?
Eğer çocuğunuzda
aşağıdaki maddelerin yarısına rastlıyorsanız çocuğunuza "otizm"
tanısı konabilir.
* Diğer
çocuklarla ilişki kurmada güçlük
* İşitmiyormuş gibi davranma
* Öğrenmeye direnç gösterme
* Gerçek tehlikelerden korkmama
* Günlük hayattaki değişikliklere direnç gösterme
* İhtiyaçlarına jestlerle işaret etme
* Yersiz gülme veya kıkırdama
* Kucaklanmaktan hoşlanmama ve karşı koyma
* Bariz fiziksel aşırı hareketlilik
* Göz temasından kaçınma
* Cisimleri çevirme , döndürme
* Cisimlere alışılmadık bağlılık
* Tekrarlanan tekdüze oyun
* Topluma katılmama
Otizmin
kesin tanısı için henüz biyolojik verilere dayalı bir ölçüt
yoktur. Uzmanlar arasında görüş birliği sağlanması amacı ile
belli davranışsal tanı ölçütleri konmuştur.
BSM (The
Diagnostic and Statical Manual of Mental Disonders) olarak bilinen
ve Amerikan Psikiatri Derneği tarafından öne sürülen ölçüte
göre; Otizm "geniş kapsamlı bir gelişim geriliğidir."
A,B,C olmak üzere 3 grup - 16 tanımlayıcı davranış özelliğine
sahiptir. Bu özelliklerden en az 8 tanesinin bir çocukta bulunması
teşhis durumunun gerçekleşmesi için gereklidir. Dağılımda dikkat
edilmesi gereken ise her grupta gözlenmesi gereken mutlak özellik
miktarıdır;
A grubunda en az 3
B grubunda en az 2
C grubunda en az 2
A . Sosyal
Etkileşimdeki Yetersizlik
1- Çevresindeki
bireylerin farkında olmama
2- Kendisinin rahat ve güvenli olabileceği ortamı seçme becerisinin
olmaması
3- Taklit davranışının yetersizliği yada hiç olmaması
4- Sosyal oyun davranışının yetersizliği yada hiç olmaması
5- Arkadaşlık ilişkilerindeki yetersizlik
B . Dil,
İletişim Sembolik Gelişimde Normalden Farklı Olmak
1- Karşılıklı
iletişim olmaması
2- Sözel olmayan normal dışı iletişimin kurulması
3- Yaratıcılığın olmaması
4- Sözel dilin kullanımındaki farklılık
5- Konuşmanın içeriği ve şekilde normalden farklılık
6- Karşılıklı diyalog kurmada yetersizlik
C . İlgilerinin
ve ilgilenilen Etkinliklerin Sınırlı Sayıda Olması
1- Stereotip
hareketler sergileme
2- Nesnelerin daha çok ayrıntıları ile ilgilenme
3- Çevredeki değişikliklere karşı tepki gösterme
4- Günlük yaşamla ilgili alışkanlıkların değişimine karşı çıkma
5- İlginin son derece sınırlı olması
Otizm'i Tanımak İçin Nelere Dikkat Edelim?
Otistik
kişileri tanımlamak için birçok davranış özeliği vardır. Ama
genellikle hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü bulunmaz. Ve/veya
çoğunlukla hepsi aynı anda görülmez. Ayrıca zaman içerisinde
bazı davranışlar kaybolurken yenileriyle karşılaşılır. Örneğin;
otistik bir çocuk kucaklanmaktan hoşlanırken birden bire kucaklaşmaktan
nefret edebilir.
Diğer önemli
bir konu da, otistik bozukluğun en ağırından en hafife giden
çok farklı biçimlerinin varlığıdır (Rett Sendromu, West Sendromu,
Asperger Sendromu, A Tipik Otizm, Çocukluk Çağının Dezentragrafik
Sendromu gibi).
Otizmin
çok ağır biçimlerinde epilepsi, saldırganlık, uyku ve yeme sorunları
gibi ek problemler daha sık görülür.
Otizmin
ağırlığı; çocuğun zeka düzeyi, konuşma yeterliliği ve zihinsel
yetilerdeki esneklikle ilgileridir. Ağır otistiklerde tüm belirtiler
olanca şiddetiyle görülürken, hafif otistikler zaman içinde
konuşabilir, göz teması kurabilir ve olasılıkla normal eğitim
alabilir. Araştırma sonuçlarına göre otistiklerin %70'i düşük
zekalıdır. Bu nedenlerden ötürü ağır düzeyde zeka geriliği ile
otizm teşhisi bazen karışmaktadır. Öte yandan bazı otistiklerde
okuma yazma yada sayısal kavram gibi alanlarda (yani tek bir
alana özgü) üstün yetenek görülebilir.
Otizm
Nedenleri ve Ne Sıklıkta Görüldüğü
Otizmin
nedeni ve nedenleri hali hazırda tam olarak belirlenmemiş ve
günümüze kadar çok sayıda teori üretilmiştir. Bununla birlikte
zamanımızın bilgilerine göre otizmin biyolojik bir kaynağı olabileceği
nerdeyse kesinlik kazanmış ve beyindeki bazı yapısal anormalliklerin
(serotonin, dopamin gibi beyin biyokimyasalları) otizme neden
olduğu kabul edilmiştir. Bu teoriye göre otizm tanısı olan çocuğun
gösterdiği; öğrenme, dikkat ve algı süreçleri ile ilgili yetersizlik
biyokimyasal verilerle doğrulanmaktadır.
Bunun yanı
sıra genetik yönden yapılan incelemelerde; otistik çocuklar
ve ailelerinin kanında normalden farklı bulgulara rastlanmaktadır.
Yapılan araştırmalar, otizmin ikizlerde görülme oranının %50
daha fazla olduğu ve erkek çocuklarda kızlara oranla 3-4 kat
daha çok görüldüğüdür.
Her on bin
kişi içinde 5-6 kişi tipik otizme sahiptir. Ek olarak da 15-20
kişide otistik davranışlar sergilemektedir. Bir görüşe göre
otizm tanı artışı; radyasyon, kişilik, beslenme alışkanlıkları,
toplumsal değişimler ve hızlı kentleşmeye Bağlıyken diğer bir
görüşe göre de hastalık belirtileri artık çok iyi tanınmakta,
hafif formları ve daha önce değişik psikiyatrik tanılar yada
öğrenme bozukluğu tanısı olan genç erişkin otistiklerin rahatlıkla
ayrıştırılmasına bağlı.
Otizm
ve Dil Gelişimi
Otistik
çocukların genelinde konuşma, anlamlı bir iletişim aracı olacak
düzeyde gelişemez. Bazı otistikler aniden çok karmaşık biz sözü
söyleyebilirler. Ayrıca bir kısım otistik çocukta öğrenilen
konuşma aniden veya zaman içinde kaybolabilir. Tüm otistikler
de konuşma 5-6 yaş civarına kadar geçilebilir.
Otistikler
konuşmaya başlayınca kendilerinden üçüncü kişi gibi söz ederler.
Kendilerinden "Ben" yerine ismiyle yada "Sen"
olarak bahsetme gibi. Bazen papağan gibi söyleneni tekrarlayarak
konuşurlar buna "ekolali" denir. Gene bazı sözcükleri
veya cümlecikleri kalıp halinde ısrarla tekrarlayabilirler.
Gramer bozuklukları, zamirlerin yer değiştirilerek kullanılması
ve telaffuz bozukluğu da otistiklerin konuşmaları karşılaştığımız
sorunlardandır. Örneğin; "Sandalyeye otur" yerine
"Sandalyeden otur" "yemek istiyorum" yerine
"yemek iste", "bir fincan çay" yerine "çaydanlık"
gibi.
Sözel olarak
iletişim kurabilen otistik çocukların ses tonları iniş-çıkışlı,
şiddeti ayarlanmamış tekdüze ve duygudan yoksun olabilir. Ayrıca
konuşmayı belli bir amaca ve iletişime yönelik olarak sürdürmede
de zorlukları vardır.
Otizm
ve Davranış Özellikleri
Otistik
çocuklar, yaşamlarındaki büyük veya küçük herhangi bir değişime
karşı direnç gösterebilir. Çevrelerindeki düzenin ve alışkanlıklarının
değiştirilmesini istemezler. Örneğin eve bir misafirin gelmesi
yada odalarındaki herhangi bir eşyanın yerinin değiştirilmesi
onları huzursuzlaştırabilir ve öfke nöbeti geçirmesine sebep
olabilir. Bu huzursuzlukların, öfke nöbetlerinin nedeni, çocuğun
yapılan değişiklik karşısında kendini güvensiz hissetmesidir.
Otistik çocuklar çevrelerindeki aynılığı koruyarak kendilerini
güvende hisseder.
Özel korkuları
olabildiği gibi çevrelerindeki tehlikelerin farkında da olmayabilirler.
Araba kornasından korkarken yoğun bir trafikte karşıdan karşıya
koşabilmektedirler. Zaman zaman nedeni olmayan ağlama ve gülmelerine
de rastlayabiliriz.
Otistik
çocuklarda bir nesnenin bütünü ile ilgilenmek yerine parçaları
ile ilgilenme söz konusudur. Örneğin kapı kolu, gömlek düğmesi
gibi, buna ek cansız nesnelere karşı da düşkünlükleri vardır
bu bir mendil, ip parçası veya boş bir şişe olabilir. Ve takıntı
şeklinde bunları sürekli yanında taşıyarak, oynayabilir. Bir
nesnenin sürekli hareketine karşı da ilgilidirler; saatlerce
bir vantilatörün, çamaşır makinesinin dönüşünü seyredebilir,
yine oyuncak bir abrayla oynamak yerine tekerleklerini döndürüp
durma şeklinde eylem gösterebilirler.
Otistik
çocuklarımız sadece kendi dünyalarında yaşar gibidirler. Göz
teması kurmaktan kaçınırlar. İsimleriyle çağırılınca duymuyormuş
gibi davranırlar. Çoğu kez fiziksel yakınlaşma ve okşamadan
hoşlanmazlar. Yabancılara karşı kayıtsız, çok yakın veya korkma
gibi sınır belli olmayan tepkiler gösterirler. Arkadaşlık ilişkileri
geliştirmede, yaşıtlarıyla oynamada oldukça sınırlı davranışlar
geliştirirler.
Kendi başlarına
saatlerce bir nesneyle tekdüze oyunlar oynayabilen otistik çocuklarımız
bu nesneleri amaçlarına yönelik kullanamaz ve yaratıcı oyun
kuramazlar.
Otistik
çocuklarda problemli davranışlara sıkça rastlayabiliriz. Bu
sorunlar gerek çocuğun eğitiminde gerekse uyum yetilerinin gelişiminde
engelleyici rol oynayabilirler. Özellikle öfke nöbetleri (birkaç
dakika ile saatler sürebilen; bağırma, eşya kırma ve fırlatma,
kendini yerden yere atma davranışı), aşırı hareketlilik, saldırganlık,
kendine ve başkasına zarar verici davranışlar, inatçılık, tekrarlayıcı
vücut hareketleri (olduğu yerde öne arkaya veya sağa sola sallanma),
uyku ve yemek sorunları (katı yiyecekleri reddetme, çiğnememe
buna karşı çerez, cips gibi şeylere aşırı bağımlılık gösterme)
öncelikli olarak görülebilir.
Otizmle
Karışabilen Diğer Sendromlar
A - Çocukluk
Çağı'nın Dezentegratif Psikozu
Bu tanı
grubuna giren çocuklarda doğumdan en az iki yaşına kadar gelişim
her alanda normaldir. 3-4 yaş arası aniden bazen de kademeli
olarak ilk önce konuşmada sonra iletişimde ve diğer alanlarda
gerileme başlar. Tipik otizmde gördüğümüz davranış sorunlarının
aynısını bu tabloda da görebiliriz. Ek olarak sıklıkla da epilepsiye
rastlanır. Tipik otizmle, bu problem arasındaki en büyük farklılık
tipik otizm'deki gelişim geriliği baştan itibaren olmasıdır.
B - Rett
Sendromu
Yalnız kızlarda
görülen bir bozukluktur. Gene önemli özelliği normal bir doğum
ve ilk 5 ay ki normal gelişimi takiben kafanın büyümesinin giderek
durulmasıdır. İlk bir yıl içerisinde, tipik otizm'deki gibi,
toplumsal iletişimleri bozulur. Konuşması gelişemez veya geriler.
Epilepsi nöbetleri oldukça sıktır.
C - Asperger
Sendromu
Asperger
Sendromu Hans Asperger adlı bir çocuk bilimcisi tarafından 1944'de
tanımlanmıştır. Bu sendrom tipik otistik çocuklarda görülen
sosyal ilişki ve iletişim sorunları ile dar ilgi alanı şeklinde
görülür. Otizm'den ayırt edici bir özellik olarak konuşma karşılıklı
iletişim boyutuna ulaşır, sıklıkla normal veya üstün zekaya
sahiptirler. Duygularını hep akılcı ve tek düze yorumlar. Jest,
mimik ve vücut dilini kullanmada sorunları vardır.
D - A
Tipik Otizm
Otizmin
bütün tipik özelliklerini göstermeyen hastalara a tipik otizm
tanısı konur.
Tipik otizmde
tanı kalıcıdır. A tipik otizm de ileriki yaşlarda tanı değişebilir,
otistik belirtiler iyi bir eğitimle zaman içinde hafifler hatta
tamamen normale dönebilir. Tipik otizm de temel bozuklukların
karakteri az değişir, dil sorunu çoğu kez kalıcıdır, zarar verici
davranışlara sıklıkla rastlanır. Buna rağmen A tipik otizm de
sadece bazı alanlarda davranış bozukluklarına rastlayabilir,
örneğin karşı cinsle iletişim gibi, dil sorunu kısa sürelidir
ve kendine zarar verici tutumları yoktur.
Otizmde
Tedavi
Otizmin
henüz eğitimin dışında belirlenmiş kesin bir tedavisi yoktur.
Biliyoruz ki otizm haya boyu süren bir sendromdur. Bazı durumlarda
ilaç tedavisi uygulanır fakat bu tedavi otizme özgü temel belirtilerde
bir değişikliğe yol açması için değil otistik çocuklarda sıklıkla
görünen aşırı hareketlilik, uyku ve yeme sorunları, saldırganlık,
kendine zarar verici davranışları azaltmak için kullanılır.
Otizmin
bazı belirtileri zamanla ortadan kalkabilir. Eğitimle uyum yetenekleri
ve becerileri geliştirilebilir. Öğrenme ve konuşma sorunlarına
yönelik davranışçı terapiler de uygulanabilir. Gelişim sorunlarının
genelinde "eğitim" en önemli faktördür.