Eğer çocuğumuzun ;
*
hareketliliğini yaşıtlarıyla karşılaştırdığımızda fark edilecek düzeyde aşırı
ise,
* dikkati dış uyaranlarla çok çabuk dağılıyor ve toparlamakta zorlanıyorsa,
* oyuncak, okul araç-gereç, eldiven, atkı, toka gibi benzeri eşyalarını sık
sık kaybediyor veya nereye koyduğunu unutuyorsa,
* aklına gelen şeyler hemen
olsun istiyor olmadığında diretiyor, inatlaşıyor ve hırçınlaşıyorsa;
* başkalarının
sözlerini kesiyor ve sıranın kendisine gelmesini beklemekte zorlanıyorsa,
* en önemlisi bütün bunlar çocuğumuzun bizimle, çevresiyle olan uyumunu bozuyor
ve okul hayatında istenmedik başarısızlıklara neden oluyorsa,
mutlaka
vakit kaybetmeden bir psikiyatrist veya psikoloğa başvurmalıyız.
Çünkü
bu tür davranışlara sahip çocuklarımızda " DİKKAT EKSİKLİĞİ
HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU " dan (DEHB) bahsedebiliriz.
Günümüzde pek çok
anne-baba, onların yakın çevreleri bu nitelikteki çocuklar için değişik tanımlamalar
kullanır. Nelerdir bunlar ?
" Zeki çocuklar böyle olur büyüyünce geçer,
enerjisi çok bırakın
koştursun,
zekası fazla ondan böyle davranıyor,
çok şımartmışsınız,
her dediğini yapmışsınız,
tembel,
yaramaz
...vb.. gibi daha
bir çokları."
İşte bu tür düşünceler ve yaklaşımlar ailelerin sorun
yaşadıkları çocuklarını uzmanlara götürmelerini geciktirmekte dolayısıyla çocuk
ta ailesi de çatışmalar yaşamakta, derin üzüntüler atlatmakta ve yorgun düşmektedirler.
Ayrıca normal zeka düzeyine sahip olan bir çok çocuğumuz DEHB nedeniyle gerek
okul hayatında gerek sosyal hayatında çeşitli başarısızlıklarla karşılaşıp gerçek
potansiyellerini sergileyememektedir.
DİKKAT
EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU çağın ürettiği bir sorun gibi algılansa da,
aslen 1900 yıllarda tanımlanmıştır ve tanımlandığı günden buyana da bir çok araştırmaya
konu olmuştur. Önceleri DEHB' na ailelerin çocuklarına karşı olan hatalı tutumlarının
sebep olduğu düşünülürken son 30 yıldır yapılmış bilimsel araştırmalar ise DEHB'
nun yapısal bir sorun olduğunu ortaya koymuş ek olarakta beyindeki kan akımı-
glikoz kullanımındaki bozukluklar üzerinde de durulmuştur. Günümüzde ise DEHB'
nun genetik geçmişi üzerinde durulmakta ve bu bağlamda bilimsel araştırmalar devam
etmektedir.
 |
DEHB tanısı almış
çocukların aileleri ile yapılan görüşmelerin pek çoğunda;
Anne-babalar çocuklarının
diğer çocuklardan farklı davranışlar sergilediklerini, onların bebeklik ve erken
çocukluk (okul öncesi) döneminde fark ettiklerini belirtmişlerdir. Hangi farklı
davranışlar bunlar ? Özellikle okul öncesi dönemde öncelikli olarak ;
aşırı
hareketlilik,
huzursuzluk,
sebepsiz ağlamalar,
sağa sola amaçsızca
koşturma,
sürekli bir şeyleri dağıtma vb.
gibi olarak dile getirilebilinir.
DEHB tanısı almış çocuklarda okul öncesi dönemde çocuğun hiperaktivitesi
ve isteklerini kontrol edememesi öncelikli olarak fark edilirken, okul çağına
gelindiğinde sınıfta bulunmaktan sıkılma,
dikkat eksikliği,
kurallara
uymama,
okuma-yazmada gecikme,
akademik becerilerde düşüklük
fark
edilmeye başlanır.
Ergenlik
dönemi çocuklarımızın bilindiği üzere duygusal geçişleri oldukça yoğundur. DEHB
tanısı alan ve ergenlik döneminde olan çocuklarımız yaşıtlarına oranla bu dönemlerinde
daha çok bocalayabilmekte ve zorluklarla karşılaşabilmektedirler. Bu tanıyı almış
ergenlerimiz kolayca öfkelenebilmekte, her şeye ani tepki gösterebilmekte, yeterince
düşünmeden karar alıp uygulayabilmektedirler. Bu özellikli düşünce ve davranış
sorunları da onlarda KİMLİK KARGAŞASINA yol açabilmektedir.
DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU tanısı bundan 50 yıl önceye kadar çocukluk
ve ergenlik yıllarına özgü bir bozukluk olarak bilinmekte olmasına karşın yapılan
bilimsel araştırmalar ERİŞKİNLİK (yetişkinlik dönemi) döneminde de bu bozukluktan
bahsedilebileceğini göstermektedir. Peki ne tür duygu ve davranış belirtileri
erişkinlik dönemi DEHB tanısı olarak karşımıza çıkabiliyor ? " Gerginlik,
ani öfke patlamaları, yerleşik etkinlikleri sürdürmede zorlanma (uzun süre gazete,
dergi, kitap okuyamama, televizyon seyrederken sonuna kadar bir programda kalamama...),
sıklıkla eşyalarını koydığu yeri hatırlamakta zorlanma, okuduklarını-günlük işlerini
akılda tutamama, konuşulanları unutma, bir işi bitirmeden başka bir işe geçmek..vb.gibi."
Araştırmalar gösteriyor ki DEHB tanısı almış çocuklar, % 80 ergenlik döneminde
% 30-60 yetişkinlik döneminde bazı belirtileri yaşamaya devam etmektedirler. Kısacası
geçmiş yıllarda DEHB sadece çocukluk dönemine özgü bir sorun gibi düşünülürken
, ergenlik ve erişkinlik döneminde de kendini gösteren bir sorun olduğu gerçeğini
artık anlamalıyız ve önemle bu konunun üzerinde durmalıyız .
YA TEDAVİ !!! ;
DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU olan çocuklarımızda
bu soruna ek;
düşük benlik saygısı,
özgüven eksikliği,
karşıt olma-karşı
gelme davranım bozuklukları,
depresyon,
kaygı bozukluğu ve
özellikle
ciddi öğrenme bozukluklarıyla
karşılaşabilmekteyiz.
Elbette
bu durum çocuğumuzun yaşamını daha da bunaltıcı ve zorlaştırıcı bir hale sokabilmektedir.
Bu nedenle, DEHB' da doğru-erken tanıyla tedavide oldukça başarılı sonuçlara ulaşabileceğimizi
önemseyelim ve unutmayalım ki; onların zaten zor olan yaşamları içerisinde daha
rahat nefes alabilmelerini sağlayabilelim. Tedavi sürecinde birden fazla yöntem
kullanmak durumunda kalabiliriz.
Nedir bunlar ?
ilaç tedavisi,
anne-baba
bilişsel eğitimi,
bireysel-grup terapi tedavileri
(bilişsel davranışçı
ve geştalt terapi teknikleri, psikodrama, oyun terapisi...gibi...),
özel
eğitim yöntemleri...
Tedavide
bazen bir tek yöntem yeterli olabilirken bazen bir kaçını bir arada kullanmak
durumunda kalabiliriz. Bunu da belirleyen; Bu tanıyı almış olan çocuk-ergen-erişkin'
nin DEHB belirti düzeyi ve şiddetidir. Örneğin 17 yaşında hafif düzeyde dikkat
eksikliği olan bir ergende bireysel terapi tedavi yöntemi tek başına yeterli olabilirken,
10 yaşında hiperaktivitesi yoğun, kaygı bozukluğu ve öğrenme güçlüğü olan bir
çocuğumuzda; ilaç tedavisi, aile eğitimi, bireysel terapi ve özel eğitim aynı
anda gerekebilir.
EVET
!!! Şöyle bir toparlayalım.
Bazı aktif çocuklarımızda yaşına uygun fazla hareketlilik
gözlemleyebiliriz, fakat bunlar bir amaca yöneliktir, gelişigüzel ve dağınık değildir.
Aynı şekilde karışık, bozuk ilişkilerin olduğu ortamlarda bulunan çocuklarımız
dikkatini toparlamakta ve sürdürmekte zorlanabilir, başarısızlıklar sergileyebilir.
Bu tür aşırı hareketliliği ve dikkat dağınıklığını DEHB gibi yorumlamamak gerekir.
Öyleyse birlikte
tekrarlayalım;
Çocuğumuzda neleri gözlemlersek DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE
BOZUKLUĞU olduğunu düşünebiliriz ;
EĞER;
Çocuğumuzun hareketliliği , kendini kontrol etmesinin eksikliği , saldırgan ve
hırçın davranışları nedeni ile diğer çocuklar onunla arkadaşlık etmek istemiyorsa
, okulda veya yuvada öğretmenleri çocuğumuzun uyumsuzlukları konusunda sıkça bizi
uyarıyorsa ,
EĞER;
Çocuğumuz ders çalışıyor ama çalıştığını çok çabuk unutuyor buna rağmen bir çok
şarkı sözünü, futbolcu ismini, bilgisayar oyunlarını unutmuyorsa, sınavlarda konsantre
olamayarak çok kolay soruları yapamazken çok zor soruları yapıyorsa .
EĞER;
çocuğumuzu yaşıtlarıyla karşılaştırdığımızda daha fazla hareketli ve kendini kontrol
etmesini eksik buluyor, başka anne-babalara göre biz çocuğumuzu kontrol etmekte,
ona kurallar öğretmekte ve kendisine zarar gelmesini önlemek de daha çok uğraşıyor,
zaman harcıyorsak bu nedenle de güçsüz kalıp ona fiziksel şiddet uyguluyor ve
sonra pişman olup ruhsal dengemizde kayıplar yaşıyorsak....
VEEE,
bütün bunları çocuğumuzda gözlemliyorsak ne yapmalıyız??? Elbette zamanla geçer,
düzelir diye düşünerek vakit kaybetmeden bir uzmana başvurup YÖNLENDİRME ve DESTEK
almalıyız.
BİZ
UZMANLAR HER ZAMAN SİZLERE ELLERİMİZİ UZATMAYA HAZIRIZ...